
Tarihçiler, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün eşi Latife hanımın Çankaya'da başörtülü ve çarşaflı olarak yaşadığını hatırlattı.
Avrupa'da eğitim gören ve birkaç yabancı dil bilen Latife hanım, zaten bu özellikleriyle modern bir kadın olarak Atatürk'ün gönlünü almıştı. Latife hanımın başörtüsü hiçbir zaman çağdışı olarak nitelendirilmedi. Aksine eğitimiyle, katıldığı etkinliklerle Türk kadınına örnek gösterildi. Çiftin 1925'deki boşanmalarına kadar Latife hanım, hem Çankaya'da başörtülü olarak yaşadı hem de aynı kıyafetle Atatürk ile birlikte yurt gezilerine ve toplantılara katıldı.
Cumhurbaşkanı'nın eşi olarak resmi törenlerde ve toplantılarda başörtülü yer alan Latife hanımın kıyafeti hiçbir zaman eleştiri konusu yapılmadı. Latife hanımın başörtülü olarak her kamusal alanda bulunduğu gibi sözkonusu kıyafetiyle gerek Çankaya'da gerekse diğer kamusal alanlarda bulunabilmesini sağlayan bir kanun çıkarılmasına da gerek duyulmadı.
Bu dönemde, sadece erkeklerin ve çoğunlukla memurların kıyafetleriyle ilgili kanuni düzenlemeler yapıldı. Kadınlara yönelik düzenleme ise 12 Eylül darbesinin ardından yaşanan askeri rejim döneminde çıkarıldı.
Burada modernliğin başı açık olmak ya da kapalı olmakla ilgisinin olmadığını, Kemalist olduğunu söyleyen ve baş örtüsene karşı çıkanların daha Atatürk'ten haberi olmadığını anlamış olduk. Modernlik batıyı taklit etmek değildir, kendiniz olun ve uyanmak için kendinizi dürtün.
Burada söylediklerim yanlış anlaşılmasın. Başı kapalı kadınların hepsinin haklı ve modern olduğunu söylemek değil amacım. Anlatmak istediğim başörtüsü olanların veya başı açık olanların yanlış yapmadığıdır. Ve bu gibi olaylar Türkiye'de ikilik üretip milleti bölmek için uydurulmuş dış mihrakların oyunundan başka bir şey değildir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder